Blog

Türkiye'de Evlilik ve Boşanma İstatistikleri (2026, TÜİK Verileriyle)

Türkiye'de bir yılda kaç çift evleniyor, kaç çift boşanıyor? TÜİK'in 2025 yılı verileriyle evlenme ve boşanma sayıları, kaba hızlar, ilk evlenme yaşı ve boşanmaların evlilik süresine göre dağılımı. Rakamları abartmadan, ardındaki insan hikâyesini görerek okuyoruz.

Psk. Yasemin KAYAPsk. Yasemin KAYA15 Temmuz 202618 dk okuma
Türkiye'de Evlilik ve Boşanma İstatistikleri (2026, TÜİK Verileriyle)

Bir istatistik tablosuna baktığınızda ne görürsünüz? Çoğumuz sayılar görürüz. Ben, danışma odasında yıllarını geçirmiş biri olarak, o sayıların her birinin bir kapının arkasında yaşandığını biliyorum. "193 bin 793 çift boşandı" cümlesi, aslında 193 bin 793 tane sofra, 193 bin 793 tane paylaşılamamış sessizlik, 193 bin 793 tane "acaba başka türlü olabilir miydi" sorusudur. Rakamlar soğuktur; ama temsil ettikleri şey hiç de soğuk değildir.

Bu yazıyı yazma sebebim, danışanlarımın sıklıkla bir haber başlığıyla gelmesi: "Hocam, boşanma oranları patlamış, gördünüz mü?" Sonra konuşurken anlıyorum ki o başlık onlarda bir şey tetiklemiş — kimisinde "demek ki normalmiş" rahatlaması, kimisinde "biz de mi o istatistiğe döneceğiz" korkusu. Oysa istatistikler, ne bir kader ilanıdır ne de bir teselli. Onlar yalnızca bir toplumun belirli bir andaki fotoğrafıdır. Fotoğrafı doğru okumak, hem gereksiz paniği hem de sahte rahatlamayı önler.

Bu yazıda Türkiye'nin evlilik ve boşanma tablosuna resmî verilerle bakacağız. Ama bir psikolog olarak asıl ilgim, rakamların kendisinden çok şu soruda: Bu veriler bize insan ilişkileri hakkında ne söylüyor — ve daha da önemlisi, ne söylemiyor? Çünkü istatistiklerin en tehlikeli tarafı yanlış olmaları değil; doğru oldukları hâlde yanlış anlaşılmalarıdır.

Veri künyesi: Bu yazıdaki tüm sayısal veriler, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) "Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2025" bültenine aittir; bülten 24 Şubat 2026 tarihinde yayımlanmıştır. Yani rakamlar 2025 takvim yılını anlatır. Karşılaştırma için yer yer TÜİK'in bir önceki yıla ait "Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2024" bülteni (yayım: 24 Şubat 2025) kullanılmıştır. Başlıktaki 2026, yazının güncellendiği yıldır — verinin yılı değildir. Verilerin aslına TÜİK Veri Portalı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bu Yazıdaki Veriler Nereden Geliyor, Hangi Yıla Ait?

Bu ayrımı en başta netleştirmek istiyorum, çünkü internetteki pek çok "boşanma istatistikleri" içeriğinin en büyük kusuru budur: hangi yılın verisinden bahsettiklerini söylemezler. TÜİK, evlenme ve boşanma verilerini yıllık olarak derler ve bir takvim yılının verisini ertesi yılın şubat ayında yayımlar. Dolayısıyla 2026 yılının ortasında elimizdeki en güncel resmî veri, 2025 yılına aittir. 2026 yılının verilerini 2027'nin şubatında öğreneceğiz.

Bu yazıdaki her rakam, TÜİK'in yayımladığı bültenlerden alınmıştır. Doğrulayamadığım hiçbir sayıyı buraya yazmadım; kaynağından teyit edemediğim başlıkları ise rakam vermeden, niteliksel olarak ele aldım. Bir psikolog için de bir okur için de en tehlikeli şey, kaynağı belirsiz bir sayının zamanla "herkesin bildiği bir gerçeğe" dönüşmesidir.

Türkiye'de Bir Yılda Kaç Çift Evleniyor, Kaç Çift Boşanıyor?

En temel tablodan başlayalım. TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre Türkiye'de bir yıl içinde yarım milyondan fazla çift evlendi, yaklaşık iki yüz bine yakın çift ise boşandı. Aşağıdaki tabloda, aynı bültenin verdiği 2024 ve 2025 karşılaştırmasını görüyorsunuz:

Gösterge20242025Yön
Evlenen çift sayısı569.983552.237Azaldı
Boşanan çift sayısı188.963193.793Arttı

Tablodaki iki okun zıt yönlere bakması, 2025 verisinin en çok konuşulan yanı oldu: evlenmeler azalırken boşanmalar arttı. Bu iki eğilimin aynı yıl içinde buluşması, haberlerde sıklıkla dramatik başlıklara dönüştü. Birazdan bu başlıkların ne kadarının veriye dayandığını, ne kadarının yorum olduğunu ele alacağız.

Önce 2025 yılının temel göstergelerini tek tabloda toplayalım. Aşağıdaki değerlerin tamamı TÜİK'in 2025 bülteninden alınmıştır:

Gösterge (TÜİK, 2025 yılı)Değer
Kaba evlenme hızıbinde 6,43
Kaba boşanma hızıbinde 2,26
Ortalama ilk evlenme yaşı (erkek)28,5
Ortalama ilk evlenme yaşı (kadın)26,0
Eşler arası ortalama ilk evlenme yaş farkı2,5 yaş
Boşanmaların evliliğin ilk 5 yılında gerçekleşme oranı%34,0
Boşanmaların evliliğin 6-10. yılında gerçekleşme oranı%20,3
Velayete verilen çocuk sayısı191.371

"Kaba Evlenme Hızı" ve "Kaba Boşanma Hızı" Ne Demek?

Bu iki kavram, haberlerde en çok yanlış anlaşılan ölçütlerdir; o yüzden üzerinde biraz duralım. Kaba boşanma hızı, belirli bir yılda gerçekleşen boşanma sayısının, o yılın nüfusuna bölünüp binle çarpılmasıyla bulunur. Yani "binde 2,26" demek şu demektir: 2025'te Türkiye'de her bin kişiye 2,26 boşanma düştü.

Dikkat edin: Her bin evli çifte değil, her bin kişiye. Bu nüans kritiktir, çünkü paydada bebekler, çocuklar, hiç evlenmemiş gençler, dul ve boşanmış kişiler — kısaca boşanma "riski" hiç taşımayan milyonlarca insan da vardır. Aynı mantık kaba evlenme hızı için de geçerlidir: "binde 6,43", 2025'te her bin kişiye 6,43 evlenme düştüğü anlamına gelir.

Neden "Kaba" Deniyor?

"Kaba" (crude) sıfatı bir kusur itirafıdır aslında; istatistikçilerin dürüstlüğüdür. Bu ölçüt, nüfusun yaş yapısını, evli nüfusun büyüklüğünü, cinsiyet dağılımını hesaba katmaz. Genç nüfusu çok olan bir il ile yaşlı nüfusu çok olan bir ili aynı kefeye koyar. Bu yüzden kaba hızlar, kaba karşılaştırmalar için iyidir — ince yorumlar için değil. Bir ilin kaba boşanma hızının yüksek olması, oradaki evliliklerin daha kırılgan olduğunu tek başına kanıtlamaz; o ilin nüfus yapısının farklı olduğunu da gösteriyor olabilir.

2025'te Ne Değişti? Evlenme Azalırken Boşanma Arttı

2025 verisinin ana hikâyesi bu makasın açılmasıdır. Evlenen çift sayısı bir önceki yıla göre gerilerken, boşanan çift sayısı yükseldi. Kaba evlenme hızı 2025'te binde 6,43 olarak gerçekleşti; kaba boşanma hızı ise binde 2,26'ya çıktı.

Burada bir istatistik okuryazarlığı notu düşmek isterim: Evlenme sayısındaki düşüş ile boşanma sayısındaki artış, aynı insanlarla ilgili değildir. 2025'te boşanan çiftlerin ezici çoğunluğu 2025'te evlenmemiştir; yıllar önce evlenmiştir. Yani bu iki rakam, aynı kuşağın hikâyesini anlatmaz. Bunları yan yana koyup "evlilik kurumu çöküyor" sonucuna varmak, matematiksel olarak temelsiz bir sıçramadır. İki ayrı eğilim, aynı yılın fotoğrafında yan yana durabilir; bu, birinin diğerine sebep olduğu anlamına gelmez.

Boşanma Hızı Neden "Çeyrek Asrın Zirvesi" Diye Anıldı?

2025 verisi açıklandığında en çok öne çıkan başlık buydu. Sebebi şu: TÜİK'in kayıtlarında kaba boşanma hızı, 2001'den bu yana görülen en yüksek düzeye ulaştı. Bu, veri açısından doğru bir tespittir ve önemsizleştirilmemelidir.

Ancak "zirve" kelimesinin yarattığı çağrışıma da dikkat etmek gerekir. Binde 2,26'lık bir hız, "her bin kişiden 2,26'sının bu yıl boşandığı" anlamına gelir. Bu, bir önceki yıla göre bir artıştır ve yirmi beş yıllık serinin en yükseğidir — ama bir çöküş değil, kademeli bir tırmanıştır. Yıllar içinde küçük adımlarla yükselen bir eğri, tek bir yılın haber başlığında "patlama" gibi görünebilir. Veriye bakarken, eğrinin eğimini de görmek gerekir.

"Haberi görünce paniğe kapıldım. Eşime dönüp 'bak, istatistikler bile bizi tutmuyor' dedim. Sonra terapide fark ettim ki ben aslında istatistikten değil, kendi evliliğimdeki sessizlikten korkuyordum. Rakam, söyleyemediğim şeye kılıf olmuştu." — 34 yaşında, 6 yıllık evli kadın danışan (anonim)

Ortalama İlk Evlenme Yaşı Kaç? Yirmi Beş Yılda Ne Değişti?

TÜİK'in 2025 verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5, kadınlarda 26,0 oldu. Eşler arasındaki ortalama yaş farkı ise 2,5 yıl olarak gerçekleşti.

Bu rakamın asıl anlamı, tek bir yılda değil, uzun serinin içinde belirir. TÜİK'in 2001-2025 dönemine ilişkin verileri, ortalama ilk evlenme yaşının her iki cinsiyette de istikrarlı biçimde yükseldiğini gösteriyor: 2001'de erkeklerde 26,0 ve kadınlarda 22,7 olan ortalama ilk evlenme yaşı, 2025'te erkeklerde 28,5'e ve kadınlarda 26,0'ya çıktı. Yani çeyrek asırda erkekler yaklaşık 2,5 yıl, kadınlar ise yaklaşık 3,3 yıl daha geç evlenir hâle geldi.

Buradaki en çarpıcı ayrıntı şu: Kadınların 2025'teki ortalama ilk evlenme yaşı (26,0), 2001'deki erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşına (26,0) eşit. Bir kuşak içinde kadınların evlilik takviminin ne kadar değiştiğini bundan daha iyi anlatan bir karşılaştırma bulmak zor.

Evlenme Yaşının Yükselmesi İyi mi, Kötü mü?

Bu soruya veriyle cevap veremeyiz — çünkü veri, "iyi" ve "kötü" kategorilerini tanımaz. Ama klinik deneyim bir perspektif sunabilir. Daha geç evlenmek, kişinin kendini daha çok tanımış, mesleki ve ekonomik olarak daha oturmuş, partner seçiminde daha ayırt edici olabilmiş olması anlamına gelebilir. Bunlar evlilik için koruyucu unsurlardır. Öte yandan geç evlenmek, yerleşmiş alışkanlıkların esnetilmesini zorlaştırabilir ve iki ayrı hayatın birleşmesini daha karmaşık hâle getirebilir.

Yani bu değişim tek yönlü bir hikâye değildir. Veri bize yalnızca "değişiyor" der; "kötüye gidiyor" demez. O yorumu ekleyen biz oluruz.

Boşanmalar Evliliğin Hangi Yıllarında Yoğunlaşıyor?

Bir psikolog olarak bu veriyi, tüm bültenin en anlamlı kısmı buluyorum. TÜİK'in 2025 verilerine göre, o yıl gerçekleşen boşanmaların %34,0'ı evliliğin ilk 5 yılı içinde, %20,3'ü ise 6-10. yılları arasında gerçekleşti.

Yani boşanmaların yarısından fazlası, evliliğin ilk on yılında yaşanıyor. Bu, tek başına bir uyarı levhası gibidir: Evliliğin en kırılgan dönemi, "alışma" dediğimiz o ilk yıllardır. Üstelik bu, yalnızca 2025'e özgü bir bulgu da değil; TÜİK'in bir önceki yıla ait 2024 bülteninde de benzer bir tablo vardı (ilk 5 yıl %33,7; 6-10. yıllar %21,3). Yani bu, tek yıllık bir dalgalanma değil, istikrarlı bir örüntü.

Not: Bültende evlilik süresine göre dağılımın diğer dilimleri de yer almakla birlikte, bu yazıda yalnızca kaynağından doğrudan teyit edebildiğim iki dilimi paylaşıyorum. Teyit edemediğim dilim yüzdelerini, tahmin yürütmemek adına yazıya almadım.

İllere Göre Neden Bu Kadar Büyük Farklar Var?

Türkiye ortalaması, ülkenin gerçeğini anlatmakta çoğu zaman yetersiz kalır — çünkü ortalama, uçları gizler. TÜİK'in 2025 verilerine göre iller arasındaki fark altı katı aşıyor:

İlKaba boşanma hızı (2025)
İzmir (en yüksek)binde 3,28
Antalyabinde 3,21
Denizlibinde 3,14
Türkiye genelibinde 2,26
Bitlisbinde 0,63
Şırnakbinde 0,52
Hakkari (en düşük)binde 0,51

Evlenme tarafında da benzer bir yelpaze var: 2025'te kaba evlenme hızı en yüksek il binde 7,76 ile Gaziantep, en düşük il ise binde 4,18 ile Tunceli oldu.

Şimdi kritik soru: İzmir'de evlilikler Hakkari'dekinden altı kat mı daha kırılgan? Veri bunu söylemiyor. Bu farkın ardında birden çok olasılık var ve veri hangisinin doğru olduğunu ayırt etmemize izin vermiyor. Boşanmanın toplumsal olarak ne kadar kabul gördüğü, kadının ekonomik bağımsızlığı, hukuki sürece erişim kolaylığı, nüfusun yaş yapısı, kentleşme düzeyi — bunların hepsi rakamı etkileyebilir. Düşük boşanma hızı, mutlu evlilikler anlamına gelebileceği gibi; boşanamamak, yani sürdürülmek zorunda kalınan evlilikler anlamına da gelebilir. İstatistik, mutluluğu ölçmez; yalnızca kayda geçen hukuki olayı sayar.

İstanbul ve Anadolu Yakası Bu Tablonun Neresinde?

İstanbul, ne en yüksek boşanma hızına sahip iller listesinin başında ne de en düşüklerin arasında yer alıyor; ülke ortalamasına yakın bir orta bantta konumlanıyor. (İstanbul'un tekil kaba boşanma hızını, birden fazla bağımsız kaynaktan teyit edemediğim için bu yazıya rakam olarak almıyorum.)

Ama Maltepe, Kartal, Ataşehir gibi Anadolu Yakası ilçelerinde çalışan bir psikolog olarak, danışma odasında gördüğüm tabloyu paylaşabilirim. Büyük şehirde evlilik, kendine özgü baskılar taşır: uzun çalışma saatleri ve trafiğin çaldığı ortak zaman, birlikte geçirilen dakikaların yorgunluk artığına dönüşmesi, geniş aile desteğinin fiziksel olarak uzakta kalması, barınma ve geçim yükünün ilişkiye taşınması. Bunlar boşanma sebebi değildir; ama çiftin birbirine dokunma alanını daraltan, aşınmayı hızlandıran koşullardır.

Şehirde en sık gördüğüm şey, kavga değil kopukluktur. İki insan aynı evde yaşar, aynı faturaları öder, aynı takvimi paylaşır — ama birbirine uğramaz. Bu, istatistiklere geçmeyen bir aşınmadır. Boşanma sayısı bunu göstermez; çünkü boşanma, sürecin sonucudur, kendisi değil.

Boşanmanın Sessiz Tarafı: Çocuklar

Bültenin en çok konuşulması gereken ama en az konuşulan rakamı bence budur. TÜİK'in 2025 verilerine göre, kesinleşen boşanma davaları sonucunda o yıl 191.371 çocuk velayete verildi. Velayetin %74,6'sı anneye, %25,4'ü babaya verildi.

Bu sayı, boşanan çift sayısına yakın bir büyüklükte. Yani boşanma, çoğu zaman iki kişilik bir olay değildir; bir çocuğun da hayatının yeniden kurulmasıdır. Klinik olarak altını çizmek istediğim nokta şu: Araştırma literatürünün genel eğilimi, çocuklar için asıl belirleyicinin boşanmanın kendisi değil, boşanmanın nasıl yaşandığı olduğu yönündedir. Çatışmanın çocuğun önünde sürdürülmesi, çocuğun taraf tutmaya zorlanması, ebeveynlerden birinin diğeri hakkında konuşma alanı olarak kullanılması — asıl yaralayıcı olan bunlardır. Yüksek çatışmalı bir evliliğin sürdürülmesi, iyi yönetilmiş bir boşanmadan daha zorlayıcı olabilir.

Bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazı: Boşanma Sonrası Psikolojik Toparlanma.

"Her Üç Evlilikten Biri Boşanmayla Bitiyor" Doğru mu?

Bu cümleyi bir yerlerde mutlaka duymuşsunuzdur. Nereden geldiğini göstereyim. Birisi 2025'in boşanma sayısını (193.793) alır, aynı yılın evlenme sayısına (552.237) böler, sonucu yüzdeye çevirir: yaklaşık %35. Ve başlık hazırdır: "Her üç evlilikten biri boşanıyor."

Bu hesap yanlıştır. Hem de küçük bir yanlış değil, yöntemsel olarak temelden yanlıştır. Sebebi şu: Payda ile pay, aynı insan grubunu anlatmaz. 2025'te boşanan çiftler 2025'te evlenen çiftler değildir; onlar 2010'da, 2015'te, 2003'te evlenmiş insanlardır. Yani birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki farklı kuşağı bölüyorsunuz.

Bunun ne kadar saçma olduğunu görmek için bir düşünce deneyi yapalım: Diyelim ki gelecek yıl Türkiye'de hiç kimse evlenmedi — evlenme sayısı sıfır oldu. Ama geçmişte evlenmiş çiftlerden yine yüz binlercesi boşandı. Bu formüle göre "boşanma oranı" sonsuz olurdu. Ya da tersi: Bir yıl olağanüstü bir evlenme patlaması olsa, "boşanma oranı" birdenbire düşmüş görünürdü — hâlbuki hiçbir evliliğin kalitesi değişmemiş olurdu. Bir ölçüt, ölçtüğü şeyle ilgisiz sebeplerle bu kadar oynayabiliyorsa, o ölçüt bozuktur.

Peki Doğru Soru Nasıl Sorulur?

"Bir evliliğin boşanmayla bitme ihtimali nedir?" sorusunun dürüst cevabı, tek bir yılın bültenine bakılarak verilemez. Bu soruyu yanıtlamak için kohort analizi gerekir: Belirli bir yılda evlenen çiftleri alıp, onları yıllar boyunca izlemek ve kaçının ayrıldığını saymak. Bu, tamamen farklı ve çok daha zahmetli bir çalışma türüdür.

Elimizdeki bültenin dürüstçe söylediği şey şudur: 2025 yılında Türkiye'de her bin kişiye 2,26 boşanma düştü ve bu, 2001'den bu yana kayda geçen en yüksek düzeydi. Bu cümlede abartı yok, dramatik başlık yok — ama gerçek olan tam olarak bu kadarıdır. Gerisi yorumdur ve yorum, veriyle aynı ağırlığa sahip değildir.

Veriler Ne Söyler, Ne Söylemez?

Bu bölümü, yazının kalbi olarak görüyorum. Elimizdeki veri şunları söyler: 2025'te kaç çift evlendi ve boşandı, hangi hızla, hangi yaşta, evliliğin hangi yılında, hangi ilde. Bunlar sayılabilir olgulardır ve kıymetlidir.

Peki ne söylemez? İşte listesi uzun: Kaç evliliğin mutlu olduğunu söylemez. Boşanmayan çiftlerin ne kadarının aslında ayrılmak isteyip de ayrılamadığını söylemez. Boşananların ne kadarının bu kararla iyileştiğini, ne kadarının pişman olduğunu söylemez. Boşanmanın neden arttığını söylemez. Ve en önemlisi: Sizin evliliğiniz hakkında hiçbir şey söylemez.

Korelasyon Nedensellik Değildir

Bu, istatistik okuryazarlığının en temel kuralı ve haber başlıklarında en sık çiğnenen kuralıdır. İki şeyin birlikte hareket etmesi, birinin diğerine sebep olduğunu göstermez. Boşanma hızının yükseldiği bir dönemde ekonomik göstergelerin de değişmiş olması, "ekonomi boşandırıyor" demek için yeterli değildir. Aynı dönemde başka onlarca şey de değişmiştir: yasal süreçler, toplumsal normlar, nüfusun yaş yapısı, kadınların işgücüne katılımı, şehirleşme. Bunların hangisinin ne kadar etkili olduğunu, bir yıllık bir bültene bakarak ayırt edemeyiz. Kimse edemez.

Rakamlar Sabit Değildir: TÜİK Verilerini Revize Eder

Bu, çok az bilinen ama veriye güven açısından öğretici bir ayrıntıdır. TÜİK, önceki yılların verilerini sonradan gelen kayıtlarla günceller. Somut bir örnek vereyim: 2024 yılına ait bültende (yayım: Şubat 2025) o yılın evlenen çift sayısı 568.395, boşanan çift sayısı 187.343 olarak açıklanmıştı. Ancak 2025 bülteninde (yayım: Şubat 2026), 2024 yılının rakamları güncellenerek 569.983 evlenme ve 188.963 boşanma olarak yeniden verildi.

Bu bir hata değil, sağlıklı bir istatistik pratiğidir: Geç işlenen kayıtlar sisteme girdikçe tablo netleşir. Ama okur için çıkarımı önemlidir. Birincisi, farklı yılların bültenlerinden alınmış rakamları yan yana koyup küçük farklar üzerinden dramatik sonuçlar çıkarmak risklidir — çünkü aynı yılın rakamı bile hangi bültene baktığınıza göre değişebilir. İkincisi, bu yüzden bu yazıdaki 2024-2025 karşılaştırma tablosunda, her iki yılın da aynı bültendeki (2025 bülteni) değerlerini kullandım. Küçük bir titizlik gibi görünebilir; ama veriyle dürüst çalışmak tam olarak bu tür titizliklerden oluşur.

Toplumsal Etkenler: Ekonomi, Kentleşme ve Kadının Çalışma Hayatı

Şimdi en çok tartışılan alana geliyoruz. Bu bölümü okurken lütfen şunu aklınızda tutun: Aşağıdakilerin hiçbiri kanıtlanmış nedensellik değildir. Bunlar, sosyal bilimlerde tartışılan hipotezlerdir. TÜİK bülteni bu soruların hiçbirine cevap vermez; yalnızca sonucu sayar. Ben de burada size cevap değil, tartışmanın kendisini aktarıyorum.

Ekonomi Boşanmayı Artırır mı?

Sanılanın aksine bunun yönü belirsizdir ve literatürde iki karşıt argüman birden vardır. Bir yanda: Ekonomik zorluk, evdeki gerilimi artırır, çiftin baş etme kaynaklarını tüketir, kavgaları çoğaltır — dolayısıyla ayrılığı hızlandırabilir. Diğer yanda: Boşanmanın kendisi pahalıdır. İki ayrı ev kurmak, avukat masrafları, nafaka... Ekonomik daralma dönemlerinde bazı çiftler ayrılmayı erteler, çünkü ayrılmaya güçleri yetmez. Bu ikinci mekanizma, kötü ekonomide boşanmaların paradoksal biçimde azalmasına yol açabilir.

Yani ekonomi, boşanma üzerinde birbirini kısmen götüren iki zıt baskı uygular. Hangisinin baskın geldiği ülkeye, döneme ve gruba göre değişir. "Ekonomi kötüleşti, o yüzden boşanmalar arttı" cümlesi, kulağa mantıklı geldiği için doğru sanılan ama veriyle desteklenmemiş bir sıçramadır.

Kentleşme ve Görünürlük

Bir başka tartışma başlığı, boşanmanın toplumsal görünürlüğüdür. Küçük yerleşimlerde boşanmanın toplumsal maliyeti daha yüksek olabilir; bu, ayrılmak isteyen çiftlerin evliliği sürdürmesine yol açabilir. Büyük şehirlerde ise hem anonimlik hem de ekonomik bağımsızlık, ayrılığı daha uygulanabilir kılabilir. Eğer bu doğruysa, illere göre farklar kısmen "evliliklerin kalitesini" değil, "ayrılabilme imkânını" ölçüyor olabilir. Bu bir ihtimaldir — kanıt değil.

Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

En hassas ve en çok çarpıtılan başlık budur. Kimi yorumcular, kadınların işgücüne katılımındaki artışı doğrudan boşanma artışının sebebi olarak sunar. Bu, veriyle desteklenmeyen ve ahlaki bir suçlama içeren bir yorumdur. Daha dikkatli bir okuma şöyle olabilir: Ekonomik bağımsızlık, bir kadının şiddet, ihmal veya derin mutsuzluk içeren bir evlilikten çıkabilmesini mümkün kılar. Bu durumda ekonomik bağımsızlık, evliliği bitiren sebep değil; zaten bitmiş bir evlilikten çıkışın önündeki engeli kaldıran şeydir.

Aradaki fark küçük değil, devasadır. Birinci okuma kadını suçlar; ikinci okuma, daha önce görünmeyen bir acının artık kayda geçebildiğini söyler. Veri, ikisi arasında hakemlik yapmaz. Ama bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim: Danışma odasında, "gidecek yerim yoktu" cümlesini çok duydum.

Psikolojik Yorum: İlk Yıllar Neden Bu Kadar Kırılgan?

Şimdi verinin en anlamlı bulgusuna psikolojik bir çerçeve getirelim: Boşanmaların %34,0'ının ilk beş yılda gerçekleşmesi tesadüf değil. Klinik deneyimimde bu dönemin kırılganlığının birkaç sebebi var:

  • İdealizasyonun çözülmesi: Evliliğin ilk yılları, hayalimizdeki partnerle gerçek partner arasındaki farkın ortaya çıktığı dönemdir. Bu fark her ilişkide vardır; mesele farkın varlığı değil, çiftin bu düş kırıklığını birlikte taşıyıp taşıyamadığıdır.
  • Çatışma dilinin henüz kurulmamış olması: Her çift, kendi kavga etme biçimini zamanla geliştirir. İlk yıllarda bu dil yoktur; iki insan, çocukluklarından getirdikleri ham çatışma tarzlarıyla karşı karşıya gelir. Biri bağırarak büyümüşse, diğeri susarak — çarpışma kaçınılmazdır.
  • Rol pazarlığının en yoğun dönemi: Kim ne yapacak, para nasıl yönetilecek, ailelerle sınır nerede çizilecek? Bu müzakerelerin çoğu ilk yıllara sıkışır ve her biri bir güç sınavına dönüşebilir.
  • Erken ebeveynlik yükü: İlk çocuk çoğu zaman bu döneme denk gelir. Uykusuzluk, rol değişimi ve çift zamanının buharlaşması, en dayanıklı ilişkileri bile sınar.
  • Yanlış eşleşmenin geç fark edilmesi: Bazen de acı gerçek şudur: Bazı çiftler, birbirine uygun olmadıklarını ancak birlikte yaşamaya başlayınca görür. Bu bir başarısızlık değil, geç kalmış bir farkındalıktır.

Bu kırılgan dönemin belki de en can sıkıcı yanı şu: Çiftlerin yardım almak için en isteksiz olduğu dönem de tam olarak burasıdır. "Daha yeni evlendik, şimdiden terapiye mi gideceğiz?" cümlesini sık duyarım. Oysa veri, tam tersini fısıldıyor: Riskin en yüksek olduğu yer, desteğin en erken işe yarayacağı yerdir. Evlilik öncesi ve ilk yıllara yönelik çalışma için: Evlilik Öncesi Danışmanlıkta Sorulması Gereken Doğru Sorular.

Uzun Evlilikler Neden Biter?

Veri, boşanmaların yarısından fazlasının ilk on yılda olduğunu gösteriyor. Ama demek ki azımsanmayacak bir kısmı da daha sonra oluyor. Uzun evliliklerin bitişi, ilk yıllardaki bitişlerden niteliksel olarak farklıdır ve danışma odasında çok farklı bir sesle konuşur.

Burada genellikle büyük bir kavga, bir kriz, bir ihanet yoktur. Onun yerine, yıllara yayılmış sessiz bir uzaklaşma vardır. Onarılmamış küçük kırgınlıkların birikmesi; çocuklar büyüyüp evden ayrıldığında ortak projenin bitmesi ve geriye "biz kimiz" sorusunun kalması; yıllarca ertelenmiş konuşmaların artık ertelenemez hâle gelmesi. Uzun evliliklerin bitişinde en sık duyduğum cümle şudur: "Aslında yıllardır yoktuk, sadece fark etmemiştik." İlişki, tek bir günde değil, fark edilmeyen binlerce günde biter.

"Yirmi iki yıl evli kaldık. Kavga bile etmiyorduk, biliyor musunuz? Bunu bir başarı sanırdım. Şimdi anlıyorum ki kavga etmiyorduk çünkü konuşmuyorduk. İkimiz de aynı evde, ayrı ayrı yalnızdık." — 51 yaşında, boşanma sürecinde erkek danışan (anonim)

Çift Terapisinin Bu Tablodaki Yeri Nedir?

Burada abartmadan konuşmak istiyorum, çünkü bu benim mesleğim ve abartmak kolay olurdu. Çift terapisi, boşanma istatistiklerini değiştirmek gibi bir iddia taşımaz — taşıyamaz. Toplumsal bir eğilim, bireysel bir müdahaleyle yön değiştirmez.

Çift terapisinin iddiası çok daha mütevazı ve çok daha kişiseldir: Bir çiftin, kendi hikâyesini bilinçli bir biçimde yazabilmesine yardım etmek. Dikkat edin, hedef "evliliği ne pahasına olursa olsun kurtarmak" değildir. Bazı evlilikler bitmelidir; şiddet içeren, sistematik olarak aşağılayan, taraflardan birini yok eden evlilikler bitmelidir. İyi bir çift terapisi, bu durumlarda ayrılığı engellemeye çalışmaz — ayrılığın daha az yıkıcı, daha onurlu ve özellikle çocuklar için daha az travmatik olmasına çalışır.

Terapinin asıl katkısı şudur: Karar noktasına gelen çiftlerin çoğu, aslında ilişkilerini denemiş değildir. Konuşmayı denemiştir, kavga etmeyi denemiştir, susmayı denemiştir — ama döngüyü dışarıdan görmeyi hiç denememiştir. Terapi bunu mümkün kılar. Sonuç bazen "kalıyoruz" olur, bazen "ayrılıyoruz". İkisi de başarıdır, eğer karar bilinçliyse. Asıl kayıp, kararın hiç verilmemesi; ilişkinin yalnızca sürüklenmesidir. Çift terapisinin etkinliğine dair araştırma tablosu için: Çift Terapisi Gerçekten İşe Yarar mı?

Bu Veriler Sizin Kararınız Hakkında Ne Söyler?

Cevabım net: Hiçbir şey. Ve bu bölümü, yazının en önemli bölümü olarak görüyorum.

İstatistikler topluluklar hakkındadır, bireyler hakkında değil. Binde 2,26'lık bir kaba boşanma hızı, sizin evliliğinizin geleceği hakkında sıfır bilgi taşır. Boşanmaların %34,0'ının ilk beş yılda olması, sizin üçüncü yılınızda olmanızın bir şey ifade ettiği anlamına gelmez. Bu tıpkı şuna benzer: Bir şehirdeki ortalama yağış miktarını bilmek, yarın sizin sokağınıza yağmur yağıp yağmayacağını söylemez.

Danışma odasında istatistiklerin iki yönlü kötüye kullanımını görüyorum. Bazıları onu kader gibi kullanıyor: "Zaten herkes boşanıyor, bizimki de bitecek." Bu, çabayı gereksiz kılan bir kendini gerçekleştiren kehanete dönüşebilir. Bazıları ise kalkan gibi kullanıyor: "İstatistiklere göre bizimki normal, demek ki sorun yok." Bu da gerçek bir acıyı görünmez kılar.

İkisi de aynı hatayı yapıyor: Toplumsal bir rakamı, kişisel bir gerçeğin yerine koyuyor. Sizin evliliğiniz bir veri noktası değildir. Kararınızı verirken bakmanız gereken yer, TÜİK bülteni değil; kendi hayatınızdır. O soruların rehberi için: Boşanmalı mıyım? Karar Öncesi Kendinize Sormanız Gereken Sorular.

Boşanma Bir Başarısızlık mı?

Bu soruyu, kültürel olarak yüklü olduğu için ayrı bir başlıkta ele almak istiyorum. Boşanmayı "başarısızlık" olarak çerçevelemek, evliliğin tek başarı ölçütünün süre olduğunu varsayar. Yani bu mantığa göre, kırk yıl süren mutsuz ve birbirini tüketen bir evlilik "başarılı"; altı yıl sonra saygıyla biten bir evlilik "başarısız" olur.

Bu ölçüt bana klinik olarak anlamlı gelmiyor. Bir ilişkinin değeri, uzunluğuyla değil; içinde yaşayan insanlara ne yaptığıyla ölçülür. Bazı evlilikler bitmelerine rağmen iki insanı büyütmüştür. Bazıları sürmesine rağmen ikisini de küçültmüştür.

Bunu söylerken boşanmayı hafifsemiyorum — tam tersi. Boşanma çoğu zaman derin bir yastır ve hafife alınacak bir şey değildir. Söylemek istediğim yalnızca şu: Ne evliliği sürdürmek otomatik bir erdemdir, ne de bitirmek otomatik bir yenilgi. Her ikisi de, doğru sebeplerle ve bilinçli biçimde yapıldığında onurludur.

Veriye Bakarken Düşülen Duygusal Tuzaklar

Son olarak, bu tür haberleri okurken kendinizi yakalamanız için birkaç uyarı işareti bırakayım:

  • Kader okuması: "Bu rakamlar bizim de sonumuzu gösteriyor." Hayır. Rakamlar geçmişi sayar, geleceği yazmaz.
  • Sahte rahatlama: "Herkes bunu yaşıyormuş, demek ki bizde sorun yok." Yaygın olmak, sağlıklı olmak demek değildir.
  • Silah olarak kullanma: Bir rakamı tartışmada partnere karşı kanıt gibi kullanmak. İstatistik, kavgada delil değildir.
  • Erteleme bahanesi: "Nasılsa boşanmalar artıyor, uğraşmaya değmez." Bu, çabadan kaçmak için rakamın arkasına saklanmaktır.
  • Tek rakama kilitlenme: Bir haber başlığındaki tek bir yüzdeye bakıp bütün tabloyu okuduğunu sanmak.

Sağlıklı okuma şudur: Veriyi bir bağlam olarak alın, bir hüküm olarak değil. İçinde yaşadığınız toplumun nereye gittiğini anlamanıza yardım etsin; ama sizin ilişkinize dair sözü, size ve partnerinize ait kalsın.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye'de en güncel boşanma verisi hangi yıla ait?

Bu yazının yazıldığı 2026 ortası itibarıyla en güncel resmî veri 2025 yılına aittir. TÜİK, "Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2025" bültenini 24 Şubat 2026'da yayımladı. TÜİK bu bülteni her yıl şubat ayında, bir önceki takvim yılı için açıklar; dolayısıyla 2026 verilerini 2027 şubatında öğreneceğiz.

2025'te Türkiye'de kaç çift boşandı?

TÜİK verilerine göre 2025 yılında 193.793 çift boşandı. Bu sayı 2024'te 188.963 idi. Aynı dönemde evlenen çift sayısı ise 569.983'ten 552.237'ye geriledi.

Kaba boşanma hızı binde 2,26 ne anlama geliyor?

2025'te Türkiye'de her bin kişiye 2,26 boşanma düştüğü anlamına gelir. Dikkat: Her bin evli çifte değil, toplam nüfustaki her bin kişiye. Payda tüm nüfusu kapsadığı için, bu ölçüt bir evliliğin bitme ihtimalini vermez.

Gerçekten her üç evlilikten biri boşanmayla mı bitiyor?

Hayır, bu yaygın bir hesap hatasıdır. Bir yılın boşanma sayısını aynı yılın evlenme sayısına bölmek yöntemsel olarak yanlıştır; çünkü boşananlar ile o yıl evlenenler farklı kuşaklardır. Bir evliliğin bitme ihtimalini bulmak için, belirli bir yılda evlenenleri yıllar boyunca izleyen kohort analizi gerekir. Tek yıllık bülten bu soruyu yanıtlamaz.

Boşanmalar evliliğin hangi döneminde yoğunlaşıyor?

TÜİK'in 2025 verilerine göre boşanmaların %34,0'ı evliliğin ilk 5 yılında, %20,3'ü ise 6-10. yıllar arasında gerçekleşti. Yani yarısından fazlası ilk on yıla denk geliyor. Bu örüntü 2024 verisinde de benzerdi, dolayısıyla tek yıllık bir dalgalanma değil.

Ortalama ilk evlenme yaşı kaç ve nasıl değişti?

2025'te ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5, kadınlarda 26,0 oldu. TÜİK'in 2001-2025 serisine göre bu yaş her iki cinsiyette de yükseldi: 2001'de erkeklerde 26,0 ve kadınlarda 22,7 idi. Kadınların bugünkü ortalama ilk evlenme yaşı, 2001'de erkeklerin bulunduğu düzeye eşit.

Hangi ilde boşanma en yüksek, hangisinde en düşük?

2025'te kaba boşanma hızı en yüksek il binde 3,28 ile İzmir; onu binde 3,21 ile Antalya ve binde 3,14 ile Denizli izledi. En düşük il ise binde 0,51 ile Hakkari; onu binde 0,52 ile Şırnak ve binde 0,63 ile Bitlis izledi. Ancak bu farkı doğrudan "evlilik kalitesi" farkı olarak okumak yanlış olur; nüfus yapısı, toplumsal normlar ve ayrılabilme imkânı gibi etkenler bu rakamı biçimlendirir.

Boşanma artışının sebebi ekonomi mi?

Bunu veriyle söyleyemeyiz. TÜİK bülteni boşanmaların sebeplerini ölçmez; yalnızca sayar. Üstelik ekonominin etkisi tek yönlü de değildir: Ekonomik zorluk evdeki gerilimi artırabileceği gibi, boşanmanın maliyeti nedeniyle ayrılığı erteletebilir de. "Ekonomi kötüleşti, boşanmalar arttı" cümlesi kulağa mantıklı gelen ama kanıtlanmamış bir çıkarımdır.

Bu istatistikler benim evliliğim için ne ifade ediyor?

Doğrudan hiçbir şey. İstatistikler topluluklar hakkındadır, bireyler hakkında değil. Evliliğinizle ilgili sorularınızın cevabı bir bültende değil, kendi ilişkinizin içinde. Zorlanıyorsanız, bir rakamdan destek almak yerine gerçek bir destek almak çok daha anlamlıdır.

Maltepe, Kartal ve Ataşehir'de Psikolog Desteği

Rakamların ardında her zaman insan hikâyeleri vardır; ilişkinizde zorlanıyorsanız destek almak güçlü bir adımdır. Alfi Danışmanlık olarak Maltepe'deki merkezimizden Kartal, Ataşehir ve tüm Anadolu Yakası'ndaki danışanlarımıza; dilerseniz online görüşmelerle Türkiye'nin her yerine destek veriyoruz. Maltepe psikolog, Kartal psikolog ya da Ataşehir psikolog arayışındaysanız, uzman ve gizlilik esaslı bir çalışma için buradayız.

Alfi Danışmanlık'ta Evlilik ve Çift Danışmanlığı

Bu yazıyı bir uyarı olarak değil, bir davet olarak bitirmek istiyorum. Veriler bize evliliğin ilk yıllarının kırılgan olduğunu, uzun evliliklerin sessizce aşınabildiğini gösteriyor. Ama hiçbir istatistik, iki insanın birbirine yeniden dönmeye karar vermesini ölçemez. O karar, hiçbir tabloya girmez — ve çoğu zaman her şeyi değiştiren tek şeydir.

Maltepe ofisimizde Uzman Psikolog Yasemin KAYA eşliğinde, çiftin ihtiyacına göre bilimsel temelli yaklaşımlarla çalışıyoruz. İster ilişkinizi onarmak, ister bir karar noktasında netleşmek, ister ayrılığı daha az yıkıcı biçimde yaşamak için gelin — amacımız sizin adınıza karar vermek değil, kararınızı bilinçli verebilmenize alan açmaktır. İstanbul Anadolu Yakası'nda yüz yüze; Türkiye'nin her yerinden ve yurtdışından online görüşme mümkündür.

Başlamaya hazırsanız Evlilik & Çift Danışmanlığı hizmetimize göz atabilir, randevu sayfamızdan ilk görüşmenizi planlayabilirsiniz.

Psk. Yasemin KAYA

Psk. Yasemin KAYA

Uzman Psikolog & Psikolojik Danışman

Maltepe / İstanbul merkezli Uzman Psikolog. Yetişkin, ergen, evlilik ve çift terapisinde uzmanlaşmıştır. Maltepe, Kartal, Ataşehir, Pendik ve Kadıköy başta olmak üzere İstanbul Anadolu Yakası'nda yüz yüze; tüm Türkiye ve yurtdışından danışanlarla online görüşmeler gerçekleştirir. Anksiyete, depresyon, panik atak, ilişki problemleri, evlilik krizleri, kariyer kararsızlığı ve kişisel gelişim alanlarında danışmanlık verir.

Yazar Profili

Etiketler

ÜCRETSİZ BÜLTEN

Ücretsiz İçerik Bültenimize Katılın

Haftalık uzman içerikleri, ipuçları ve özel kampanyalar — doğrudan e-postanıza.

KVKK kapsamında verileriniz korunur. İstediğiniz zaman aboneliği iptal edebilirsiniz.

Yorumlar

Yorumlar moderasyondan geçtikten sonra yayınlanır.

Yorum Yaz